Carpe Diem'iyorum, gelecek için yazıyorum...
Etme Demedim mi?
Uzun zaman sonra yeniden yazı yazmak. Bu sefer ben değil, bir dostun yazısı. Yazdıkları elbette benim için çok önemli fakat birinin sizin için, sizin olan bir şey için zaman ayırması daha önemli.
Belki Mevlana ile Şems`in yaşadıkları yanında esamesi bile okunmaz bizim yaşadıklarımızın, ancak yine de başından sonuna 1 kez okunur. Kimi yaşar öğrenir, kimi okur öğrenir ama hem yaşayıp hem okuyup öğrenmek bambaşka. Artık lafı `kaptan`a bırakalım!

Etme Demedim mi?
Yazı yazmak, beynin içinden geçen, kalbin en hassas noktalarına çarpan, havada amansız bir şekilde usulca süzülen kelime ve kelime gruplarının hiç sıkılmadan, itiraz etmeden, usanmadan sayfa satırları içerisine sıkışıp kalmasıdır. Yüz yıllarca bu döngü milyonlarca kez yaşanıp durmuştur. Yaratanın bu nimeti bağışladığı her insan bu özgürlüğe sahiptir. Ama bir nokta var ki bu değişen ve geçici zalim Dünya’da seni seven insanlar için yazı yazmak, her satırda her kelimede her okunuşta onu görmek. Anlatmak istediğin her anlamda ondan kendinden, bir şeylerin ifade etmesini istemek o kadarda basit değildir. Kendi gönül bahçemizi sulayan dostların olmayacağı bu zahiri(yapmacık) dünyanın ne kadar da boş olacağını düşündünüz mü hiç? İşte ben bu kadar boş olmaması için bu yazıyı içtenlikle, özenle veya itinayla yazıyorum. Kalbimin hassas noktalarına çarpan her kelimeyi buraya sıkıştırmaya çalışıyorum. Ne eksik ne fazla!

Bir şeyleri anlatmak için yazı yazmak aslında temelinde zor bir şeydir. Anlatılmak istenen okuyucu farklı arz edilebilir. Ya da anlatan kişi vermek istediği bilgiyi tam olarak yansıtamayabilir ya da yansıtamayabilirim. Bir konu hakkında yazı yazmak yerine ben her gördüğüm insana 5 dakikada anlatmak istediğim birkaç cümleyi burada belirtmek istiyorum. Bunlar benim kendi içimden gelen ve yansıtmak istediğim ufak bilgiler.

Dostluk ne ekmek ne su ister. Gönülden gelen insana insan olduğu gösterecek kadar sevgi ile beslenir, yaşar gider. Dostlar asla birbirine yalan söylemezler ama birbirleri için gözünü kırpmadan yaratanına sığınarak yalan söylerler. Temelde yatan fikir bu kadar basit ve açıktır.

Siz hiç Mevlana Celaleddin-i Rumi ve Tebrizli Şems’in arasındaki dostluğu bilir misiniz? Bu öyle bir dostluktur ki tanımlayama insan beyni kifayetsiz(yetersiz) kalır. İşte bu sevgi insanoğlunun anlayamayacağı bir boyutta olduğu için; başka insanlar bu dostluğu kendileri gibi kirletmeye çalışmıştır. Şems’i o kadar bezdirmişlerdir ki yaratanın verdiği canı almak istemişlerdir. Şems dostluğuna zarar vermek istemez ayrıca bu dostluğu çekemeyen insanların kötülüğü bulanmaması için Mevlana Celaleddin-i Rumi’yi terk etmiştir. İki can değildi onlarınki sadece bir candır. Canını alıp giden ne Şems’dir ne de Mevlana. Hz. Mevlana bu acıyı kaldıramaz dostsuz bu acımasız, boş Dünya ona daha boş gelmektedir artık. İşte dostluk budur! Kendini bilmez bu dünyada başımıza gelen her kötülüğü bozan büyülü bir tılsımdır. Hepimiz bir gün farklı rüyalarda bulunacak olsak da. Eski dostluklara verilen yeminleri hatırlayalım. Hatırlayalım ki yaşadığımız belli olsun. Şemssiz Hz. Mevlana’nın durumu içler acısıdır onun bu durumuna üzülen, onu seven insanlar topluluğu Şems’i tekrar geri döndürmek istemişlerdir. Bunun üzerine uzun aramalar sonucunda Tebrizli Şems bulunup Konya’ya tekrar geri döndürülmüştür. Canına kavuşan Hz. Mevlana yine yarısına kavuşmuş. Birbirlerini tanımlamaya, tamamlamaya ve anlamlaştırmaya devam etmişlerdir. Fakat bu uzun sürmez Tebrizli Şems kesin bir ayrılık ile cana can veren, gül bahçesine sonsuz su ile şenlendiren, umursuz dünyayı onun için bir cennet yapan dostunu bırakmak zorunda kalacaktır. Bu ayrılığın nedenini kimse tam olarak bilmemektedir. Bazı rivayetlere göre vefat ettiği bazılarına göre ise canına, ruhuna zarar vermemek için dostunu izini bulamayacağı şekilde ortadan kaybolmuştur. Artık canı cansız kalmış, bu dünya ona artık sonsuz bir karanlık olmuştur. Hz. Mevlana kendisini artık bu dünyanın bir yabancı olarak görmeye başlamıştır. Bir şiirinde de dediği gibi:

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Âşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Bu şiiri, kendisini terk etmeye kararlı olan Tebrizli Şems için kaleme almış. Onsuz kendisinin ne halde olacağını açık bir yüreklilikle dile getirmiştir. İlahi dostlukları sırasında son kez Konya’ya gelişinde hiç ayrılmamışlar gibi gönülce sohbete devam etmişlerdir. Fakat kesin olarak ayrılışlarından sonra Hz. Mevlana kendisini bırakıp giden gönül dostuna “Demedim Mi?” şiiri ile son kez haykırmış ve gönül bahçelerindeki her güle bir tutam su vermek istemiştir. Bu şiirden birkaç mısra alıntı almak isterim:

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben`im demedim mi?

Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Son olarak bizi biz yapan dostluk kurumuş toprağın suyu, yarısı kesilmiş elma gibidir. Bizi tanımlayan, tamamlayan, anlamlandıran, bütünleştiren dostluklara dört elle sarılmanız dileğiyle dostlar. Allaha emanet olmanız temennisiyle!

Durmuş Yener

Yazar: Durmuş Yener Tarih: 22 Ekim 2009
Okunma Sayısı: 991 Etiketler: Kişisel
Sizden gelenler...
>> Hasan Alper Öcalan << 22 Ekim 2009 22:32
  • Dostluğunuz daim olsun. Birbirinizden hiç kopmamanız dileğiyle:)
  • 1
    >> Oğuz Yılmaz << 22 Ekim 2009 23:04
  • Eyvallah Alper, gazi mezunlar derneği gibi bir oluşum içinde yer alıp sizlerle de kopmamak dileğiyle:) Veda konuşması gibi oldu, daha çok beraberiz inşallah.
  • 2
    >> ESRA ŞAHİN << 23 Ekim 2009 00:01
  • facede gördüm linki. dur bir okuyum nemiş dedim. harika bir başlanğıç anlamlı dizeler ve sonuç.senin olduğunu bilmeden okudum.İsmini görünce daha bir sasırdım:) sen neymissin be abi=) yazı yazmayı sevenler grubuna hos geldin:) sayfanı takipteyim bundan sonra..
  • 3
    >> durmus yener << 23 Ekim 2009 00:24
  • Teşekürler Esracıgım tamamen can dostum Oguzun fikriydi. Benim için yazı yazar mısın dedi bir konu hakkında yazılabilecek en güzel konuyu yazmaya çalıştım. Doğrularımla ve yanlışlarımla beraber. Senin sayende de burdan bir daha can dostum güzel insan Oguzuma teşekürlerimi iletiyorum.
  • 4
    >> Oğuz Yılmaz << 23 Ekim 2009 00:25
  • Beni bu kadar sevdiğini bilmiyordum kanka:P
  • 5
    >> durmus yener << 23 Ekim 2009 00:27
  • ulan öküz seni bu kadar sevmesem bu yazıyı sana hitaben yazmazdım herhalde. maldonada.
  • 6
    >> Oğuz Yılmaz << 23 Ekim 2009 00:32
  • Tamam usta yüreğine sağlık, hariciyeci olunca seni danışman yaparım bu yazının üstüne:)
  • 7
    >> esin serçe << 23 Ekim 2009 01:00
  • kanka ya bu biraz Elif Şafak-Aşk ın özeti gibi olmamışmı sencede:)
  • 8
    >> pasa << 23 Ekim 2009 13:38
  • Dursun abi yazı harikulade olmuş vesselam... Ayrıca durmuşu biraz tanıyorsam, elif şafak denen yazarı okumadığını söyleyebilirim..
  • 9
    >> mehmet ulvi << 23 Ekim 2009 13:38
  • Dostluğunuz ömür boyu sürsün inşALLAH. Durmus edebi yazı yazma yonünün bu denli güclü olduğunu bilmiyordum. Yazdığın yazı çok güzel olmuş ellerine sağlık.
  • 10
    >> durmus yener << 23 Ekim 2009 14:04
  • Pasamın da dediği gibi elif şafağı tanımam etmem. Esin kankam ben okumadım o kitabı ama bu aralar üşüyoruz...
  • 11
    >> esin serçe << 23 Ekim 2009 23:58
  • üşüyoruz derken? aaa bak olmadı yaa bence çok şey kaçırmışsın okumamakla:)
  • 12
    >> sinan özkan << 24 Ekim 2009 00:32
  • İnş hiçbir zaman birbirnizi unutmazsınız hacılar.
  • 13
    >> Oğuz Yılmaz << 24 Ekim 2009 01:33
  • Eğer kitabı okumadan sözü edilen konu hakkındaki kendi duygularını okuyucuya bu denli iyi yansıtabiliyorsa ki siz okuduğunu sanmışsınız, bence Durmuş çok şey kaçırmamış.Oğuz!
  • 14
    >> esin serçe << 25 Ekim 2009 21:43
  • tamam kabul ediyorum sensin durmuş, büyüksün durmuş, süper yazarsın durmuş, Elif kim senin yanında yaaa :)
  • 15
    >> kanqu... << 13 Kasım 2009 23:29
  • Gün Gelirde Beni Unutursun unutursun Unutursun Demiştim, Kalbimdeki bu Derdi uyutursun Demiştim Ne Ben seni Unutabildim, Ne Bu Derdimi UyutabiLdim Ne Bu Gönlümü Avutabildim? Unutamam Canım, Unutamam Seni Unutamam Gülüm Unutamam?
  • 16
    >> Şenol << 22 Mart 2010 17:21
  • Durmuş bi ara çay içmeye gidelim , ben de sana yazacam . Şaka bir yana Ziyanın(Herhalde "paşa" onun adıdır) sayesinde gördüm siteyi , yazı güzel , site güzel(oğuzcum eline sağlık) . Gayet başarılı... (Kapmışsınız benden birşeyler :P)
  • 17
    >> Oğuz Yılmaz << 22 Mart 2010 18:04
  • Futbol konusunda bizden öğreneceğiniz çok şey var Şenolcum ama bilgisayar konusunda tevazumu koruyacağım şimdilik:)
  • 18


    Soru, görüş ve önerileriniz için isminiz ve Fikriniz yeterlidir..


    Etiket Bulutu
    Açık Kaynak Belgesel Bilgisayar Mühendisliği Bilim-Teknik Burs C# Çevre Dünya DVD Film Formula-G Futbol Google Haftalık Gündem İnternet Kırşehir Kişisel Kitap Linux MySql Okul Oracle Özel Gün Program Proje SEO Silverlight Sql Tübitak Üniversite Webiner Windows
    Arama
    Her arayan bulamaz; ancak bulanlar, yalnız arayanlardır!
    En Çok Okunan Yazılar
    Neden Bilgisayar Mühendisi .. (1335)
    Oracle NVL Foksiyonu (1228)
    SharpDevelop IDE (1129)
    WampServer 80 Numaralı Port .. (998)
    Etme Demedim mi? (991)
    En Son Yorumlanan Yazılar
    Gazi Üniversitesi Mühendisl ..
    İnsanları daha az sevmem, a ..
    John Nash vs Tyler Durden
    Üçüncü Kitabı Beklerken
    Daron Yöndem ile Silverlight
    Ay Takvimi
    Ağustos '10 Haziran '10 Nisan '10 Şubat '10 Ocak '10 Kasım '09 Ekim '09 Eylül '09 Ağustos '09 Temmuz '09
    Takipte
    >> İlker Bay <<
    >> Mehmet Duran <<
    >> İskender Öksüz <<
    >> Hasan Alper <<
    >> Gökhan Besler <<
    >> Nuh Azgınoğlu <<
    >> Sinan Özkan <<
    >> İsmail Öz <<
    İstatistikler
    Online : 1
    Bugün : 140
    Bu Ay : 2133
    Bu Yıl : 59967
    Toplam : 90796